blogger anne

Hastane çantası: İçindekiler

Geçen sene bu zamanlar, bu blogda yeni bir ‘hastane çantası’ yazısı yazacağıma inanmazdım. Yazamadım da zaten, yazamadan doğurdum!

“Doğum çantasında neler olmalı?” başlıklı bir yazı yazmayı bırak, çantayı bile hazırlayamamıştım son doğumumdan önce…

Geçtiğimiz Aralık ayının 16. gününde ‘Madem öyle, hastane çantamızı hazırlamaya başlayalım’ diye fotoğraf paylaştığımda, aslında doğum başlamıştı.

Yani ben aslında o gün hastane çantamı hazırlamak üzere uyanmamıştım. Sancılarla uyanmış ve ‘E bari çantayı hazırlayalım!’ demiştim.

Şansıma, kız kardeşim bizdeydi. Kendisi dünyanın en iyi bavul hazırlayıcılarından biridir. Her şeyi böyle tetris gibi yerleştirir, bir milim boşluk bırakmaz, öyle güzel yerine koyar ki elini attın mı şıp diye bulursun.

 

Daha önce iki kez hastane çantası hazırlamıştım, eh bunun da altından kalkardım evelallah. Ancak bir yandan kasılmalar gelirken bir yandan ne almam gerektiğini hatırlamak hiç kolay olmuyordu. Ece’nin yanımda olması benim için çok iyi oldu, ne de olsa çok değil, henüz 11 ay önce aynı çantayı kendisi hazırlamıştı!

Daha önce iki kez hazırladım dedim ama insanın -yaşı kaç olursa olsun- küçük kız kardeşinden öğreneceği şeyler var. Eşyaları grup grup poşetleyip üzerine notlar almak da bunlardan biriydi…

Normal şartlarda hastanede en az bir, en fazla iki gece kalıyorsunuz. Ancak doğumun ne zaman gerçekleştiğine göre de değişiyor bu tabii… Örneğin Derya’nın doğumunda biz hastaneye sabah karşı 1’e doğru vardık, doğum 01:55’te gerçekleşti, o günün akşamında orada kalıp ertesi gün çıktık. Yanımıza aldığımız eşyaların çoğunu kullanılmamış halde eve getirdik beraberimizde…

Hastanede minimum kalmak, ama kaldığınız süre boyunca orada maksimum rahat hissetmek önemli… Varsa yastığınız, pilates topunuz ya da kendinizi rahatlatan şeyler, yanınıza alın. İhtiyacınız olmayabilir, o zaman taşıdığınızla kalırsınız, olsun.

Ya hastaneye giderken bir şey unutursam? Ben de aklımdan geçirdim bunu… Ama fark ettim ki atla deve değil. Gerçek şu ki, yanına hiçbir şey almadan gitsen bile bebeğin sağlıklı ve mutlu bir şekilde doğabilir. Eşyalar sonradan da gelebilir.

Ama, ille de hazırlıklı olayım diyorsan -ki bunun kimseye zararı yok- bunun en garantili yolu doğumun sonlarına doğru kapsamlı bir ihtiyaç listesi tutmaya başlamak… Benim öyle bir akıl defterim var, aklıma gelen her şeyi not ederim. Oraya da yazıyordum aklıma düştükçe: Müzik… Pilates topu… Ancak doğum, hastaneye vardıktan bir saat sonra gerçekleşince bunların hiçbirini kullanmadım. Pilates topunu gerisin geriye eve getirdik, hala da indirmedik, çocuklar oynuyor.

blogger anne

Hastane çantası: İçindekiler 2

Bebeğimin fotoğrafını aldım yanıma… Bana hatırlatma olsun diye… Doğum zorlaştığında, neyi beklediğimi hatırlayayım… (Hoş, ona da bakma fırsatım olmadı!)

Hastane çantasını hazırlarken iki üç geceliğine bir otelde kalmaya gidiyormuşsunuz gibi düşünmeli.Diyelim iki gece için şehir dışına çıkacaksın, ve gittiğin yerde tam teşekküllü bir otelde kalacaksın, yanına ne alırdın? Şampuan, havlu falan olacak otelde ama kendininkileri isterdin büyük ihtimalle, değil mi? At onları çantaya… Rahat giyinmeni gerektirecek bir iki gün olacak bu, hatta otel odasından çıkmayacaksın diyelim; en rahat pijamalarını al yanına… Pijamaların önden düğmeli olabilir ama bana sorarsan şart değil. Üzerine sımsıkı oturmayan, yukarı sıyrılabilen her türlü pijama makbul.

İki güç günlüğüne otele gidiyorsun dediysek, iç çamaşırların, tatile giderken yanına alacaklarından daha farklı tabii… Doğum sonrası kullanacağın kalın pedleri tutacak esnek, kenarları kesmeyecek kalınlıkta külotlar iyi. Emzirme sutyenleri…

Ben emzirme sutyenlerinden ziyade emzirme atletlerini daha rahat kullanıyorum, hani şu askısı inenleri. Hem bluzumu yukarı kaldırdığım için belim/karnım üşümüyor böylece, hem  de hiçbir yerim görünmüyor. Hamilelikten itibaren kullanılabiliyor bunlar. İçinde kendi sutyeni olduğu için kaldıraç görevi de görüyor.

Genellikle yanına ped almanı öneriyorlar hastane çantası için ama bence hastanede verilen o kalın pedler doğumun hemen ardındaki yoğun kanamalı günlerde kullanmak için en ideali. Yine de yanında bulundurmak ve eve döner dönmez kullanmak için ‘gece’ tipi olanları iyi. Hastane dönüşü evden çıkıp almak kolay olmayabilir, öncesinde en yoğun ‘ultra süper kalın gece’ tipi ped stoklanabilir.

Su matarası iyi fikir. Hastanelerde genellikle sebil oluyor ve plastik bardakla alabiliyorsun suyu. Az oluyor o da, yetmiyor. Matarayla istediğin kadar içebilirsin.

Atıştırmalıklar olsun yanında, enerji veren tipten. Ceviz bana iyi gelir mesela… Kuru kayısı olabilir, ya da badem… Enerjini düştüğü anda ağzına kolayca atabileceğin şeyler işte… (Hayır, doğum sırasında bir şeyler yemek ‘yasak’ değil. Bu, başka bir yazının konusu…)

Yanında pompa götürmek şart değil. Hem sütün o kadar çabuk gelmiyor, hem de hastanede pompanın alası var. İlk günlerdeki süt arzıyla hastane tipi pompa anca başa çıkıyor zaten.

Ama meme ucunu rahatlatmak için lanolin krem al mutlaka… Bebek ilk zamanlarda uzun süre memede kalmak istiyor (sen de kalsın istiyorsun), rahatlatır o seni…

Göğüs pedi de almak iyi bir fikir olabilir. Hastanede bulunmuyor, yakındaki eczaneden hemen alınabilir ama uğraşmayalım dersen yanında olsun. Gerçi yine — süt o kadar çabuk gelmiyor, ama ne olur, ne olmaz.

blogger anne

Hastane çantası: İçindekiler 3

Dudak kremi olsun yanında… Doğum sırasında nefes alıp verirken kolay kuruyor dudaklar. Sonrasında da hastanenin kuru havası çok iyi gelmiyor.

Bunun dışında elbette kişisel bakım malzemeleri… Rahat, giyip çıkarması kolay bir terlik. Belki bir şal, bir sabahlık. Rahat, eve dönerken giyebileceğiniz giysiler (hamile kıyafeti olmalı, çünkü o karın hemen inmiyor cicim!)

Günümüzün gerçeği: cep telefonu şarjı. Fotoğrafı akıllı telefonla değil de makineyle çekecekseniz o. Onun da şarj aleti.

Bebek içinse: hastane çıkışı dediğimiz, ilk cici giysisi… İşte kız kardeşimin önerileri burada işime yaramıştı benim. Giysilerini badi-tulum-çorap-eldiven-şapka şeklinde gruplayıp buzdolabı poşetlerine koymuştuk. Her gün için iki poşet. Üzerlerine de ‘1. gün’ ve ‘1. gün – yedek’ yazmıştık. Bunun şöyle bir kolaylığı oluyor: Sen yerinden kalkamıyorsan etrafındakilere söylüyorsun ‘bavuldaki şu şu poşeti uzatır mısınız?’ diye… Bütün kıyafetler ortaya saçılmıyor böylece…

Bebek için kaç parti giysi almalı? Çok değil. İlk bir iki gün çok fazla kaka yapıp çok kusmuyor ne de olsa… Ancak yedekli olmalı tabii. Eldiven giydirmek tercihinize kalmış, ben yüzünü çizmesinden ziyade elleri üşür diye almıştım yanıma. Ancak kundak yapınca gerek kalmıyor.

Kundak demişken, müslin bezler çok işe yarıyor. Bebek doğar doğmaz üzerine ısıtılmış battaniye koyuyorlar, ve yıkanmaması tercihimiz. Anne de, bebek de iyiyse öyle ten tene, kucak kucağa kalsınlar bir süre…Bebeğin vücudu verniksi emiyor zaten… İşte o noktadan sonra kundak iyi fikir ve müslin bezler yenidoğan bebeğin yumuşacık tenini mis gibi sarar…

Battaniye de al yine… Hastanede veriyorlar ama varsa özelin, onu al yanına… Hem kundak tek başına yeterli değil, üşür bebe… ‘Beş kilo olana kadar kuşun kanadından üşür’ dermiş anneannem…

Ve bence çok önemli: Hastaneye girdiğinizde size birçok kişisel -ve o an öğrenilmesi şart olmayan- bilgi soruyorlar. Babanızın adı… Eğitim durumunuz… gibi, gerçekten de o dakika yanıtlanmaması halinde hiç kimsenin bir şey kaybetmeyeceği sorular… Mümkünse, hastaneye daha önce gitmişseniz eğer, o formu edinmiş olun. Doğumdan önce doldurarak yanınızda getirin. Yok değilse, hemşireye o an o soruları yanıtlamak istemediğinizi rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Siz söyleyemeseniz de eşiniz söylesin. O an en son düşünmek zorunda olduğunuz şey annenizin kızlık soyadı…

Hastane çantası sizin konforunuz için gerekli… Elbette herkes hazırlıklı bir şekilde gitmek ister, ama geriye dönüp bakınca fark ediyorum ki bebeğin tek ihtiyacı olan şey annesi… Gerisi teferruat…

Hastane çantası: içindekiler

uzman: Elif Doğan

Bunları okudunuz mu: